Kod Adı 9.9.6

(Bu yazının orijinali 29.04.19 tarihinde Pazarlama Türkiye’de yayınlanmıştır)
Hayır, sandığınızın aksine bu bir aksiyon filmi değil, ya da topladığımızda özel bir güne veya tarihe götürmeyecek bu rakamlar bizi.
İlk duyduğumda bende oldukça merak uyandıran ve detaylarını araştırmaya iten bir iş ilanının içeriğiydi bu.
Zira bu rakamlar Çin start-up ekosisteminde, iş ilanlarında karşımıza çıkıyor. 9/9/6 = sabah 9’dan akşam 9’a, haftanın 6 günü demek oluyor. Yani bu rakamlar, iş ilanında aranan uygun adayın çalışma saatlerini temsil ediyor.
Resmi olmamakla beraber bu talep, iş etiği (ya da işverenlerin temel beklentilerinden biri daha doğru olur) haline dönüşmüş. Çin’de nasıl oluştu, yaygınlaştı ve hatta kanıksandı?
Avrupa startup ekosistemindeki iş-yaşam dengesi prensiplerinin tam tersine, haftanın 6 günü çok çalışmayı merkezine alan bu kültür nereden geldi, nerelere gidiyor?
Bu sorunun cevabını vermek için Çin startup eko-sisteminin dününe, bugününe ve hatta geleceğine bir göz atmakta fayda var. Görünen o ki, global teknoloji yarışında pastadan kendi payını alma konusunda Çin işverenleri oldukça iddialı. Silikon Vadisi ile arayı kapatmak için uyguladığı taktiklerden birisi de bu. Çokça tartışılan bu çalışma prensibinin altında yatan sebeplere gelin beraber daha yakından bakalım.
Yapay Zeka Devri(mi)

Söz konusu yeni teknolojiler, inovasyon ve startup ekosistemi olduğunda Elon Musk’a referansta bulunmamak elde değil. Nitekim yapay zeka yatırımı ve dominasyonu politik liderlerin de bir süredir gündeminde. Musk da bu durumu farkederek, çok kısa sürede uluslar arası arenada en büyük mücadelenin yapay zeka liderliği etrafında döneceğinden bahsetmişti.
Putin’in yapay zeka açıklamalarına istinaden Elon Musk; Çin, Rusya ve kısa sürede bütün ülkelerin **“yapay zeka savaşları”**nda yerini alacağından bahsediyor.
Dünya ekonomisini kim yönetecek, 2030 tahminlerinde liderliği kim kapacak, işte bu soruların cevabı ülkelerin yapay zeka yatırımı ve kontrolüyle doğru orantılı olarak belirlenecek. Neden mi? Çünkü:
1784’te su buhar gücünü kullanan mekanik üretim ilk trenler girdi dünyamıza.
1870’te elektrik gücünün yardımıyla seri üretim ilk arabayla tanıştık, elektrik mühendisliğinin ve seri üretimin yükselişi ön plana çıktı.
1969’da ilk defa internet başladı. İnternet iki bilgisayarın birbiri ile iletişim kurması amacıyla oluşturulmuştu.
BUGÜN ise yapay zekanın gelişimiyle akıllı üretim ilk robotlarla tanıştık, kısacası yapay zeka devri(mi) çoktan başladı!
Şüphesiz ki yapay zeka; dünyanın gideceği yönü, güç dengelerini, rekabeti, insanlığı, savaşı ve barışı belirleyen faktör olacak. Hem de kısa bir süre içerisinde!
Bu devrime ayak uydurabilen, altyapısını kurabilen, doğru yatırım ve eforu ortaya koyabilen ülkelerin ise güç yarışında yerini sağlamlaştıracağı aşikar.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in açıklamaları ve Çin’i yapay zeka teknolojilerinin ve ekonomisinin merkezi haline getirme hedefi ise ülkenin yapay zeka ile ne kadar ciddi düşündüğünü kanıtlar nitelikte.
“China must develop, control and use artificial intelligence (AI) to secure the country’s future in the next technological and industrial revolution.”
— China President Xi Jinping
Nitekim Xi Jinping, aldığı aksiyonlarla 2030’a kadar liderliği ele geçirmeye koşuyor.
Unicorn Masalları

Unicorn startup, bir milyar dolar değerlemeye ulaşan girişimlere deniyor. Örnek vermek gerekirse, birçoğumuzun hayatında önemli yer edinmeyi başarmış olan Uber, Airbnb, Pinterest, Zoom gibi birçok marka “unicorn” girişimlerden.
Yeri gelmişken bahsedelim, henüz Türkiye’den bir unicorn çıkmış değil; ancak yüksek potansiyele sahip adaylar olduğunu ve bu yolda emin adımlarla ilerlediğini söylebilirim 🙂
Coğrafi dağılıma baktığımızda ise Amerika %48’lik pay ile en fazla unicorn çıkaran ülke. Çin ise %28’lik pay ile henüz 2. sırada. Henüz dememin sebebi ise Çin’in Amerika’ya kıyasla çok daha hızlı unicorn çıkarmaya başlaması. İnternet şirketlerinin unicorn değerlemesine ulaşması için geçen süreye baktığımızda, Çin’de ortalama bu sürenin 4 yıl olduğunu görüyoruz. Amerika ortalaması ise 7 yıl. Üstelik 2 yılda unicorn değerlemesine ulaşan firma oranı Çin’de %46 seviyesindeyken bu oran Amerika için %9 dolaylarında.
Kısacası rakamlar diyor ki; söz konusu internet ekonomisi olduğunda Çin’in hızına kimse yetişemiyor. Çin çok çalışıyor, agresif yatırımlar yapıyor ve çok çabuk öğreniyor.
”1 Milyoncu”dan Dünya 1. Liğine
Şimdi biraz da nostalji yaparak 90’lara yani benim jenerasyonumun çocukluğunu yaşadığı yıllara dönelim. Yıllarca “Çin malı” denince akla; “orijinalini taklit eden, ucuz ama kalite beklenmeyecek” mallar gelirdi.

Çeşitli ürünlerin altına bakıp da o meşhur “made in China” etiketini görünce o üründen beklentimiz ister istemez düşerdi. Kısacası Çin Malı çeşitlilik ve ulaşılabilirlikle beraber negatif bir “kalitesizlik” algısına da sahipti Türkiye pazarında.
BCG tarafından gerçekleştirilen ve Alibaba, Baidu ve DiDi firmaları tarafından da desteklenen araştırmaya göre şu anda dünyanın en değerli ilk 10 internet şirketinin yarısı Çin menşeili. Kısacası maç berabere!
Üstelik sadece internet şirketleriyle kalmıyor, marka yaratma konusunda da çok yol katederek Huawei, Lenovo, Xiaomi, Air China gibi uluslararası markalarla hayatımıza dahil oluyor.
Alibaba’nın kurucusu ve Çin’in meşhur girişimcilerinden Jack Ma ise 9-9-6 prensibine verdiği destekle biliniyor ve bu konuda çok fazla eleştiriliyor. Yoksul bir ailede doğan ve bulunduğu mevkiye tırnaklarıyla gelen Jack Ma’ya göre “herkes kendi yaşam tarzını seçme hakkına sahip, ancak daha kısa saatlerde çalışanlar çalışkanlığın mutluluğunu ve mükafatını tadamaz.”

Yapay zeka alanında Dünya lideri olma hedeflerine bakılırsa Çin’de 9-9-6’ların 9-12-6’lara hatta 9-12-7’lere çıkmasını ön görmek çok zor değil.
Hal böyleyken her konuda olduğu gibi bu noktada da farklı görüşler ve teoriler mevcut. Çin’in bu durumu biraz daha yüksek sesle dile getirmesi ve yazılı olarak iş tanımının içine yerleştirmesi daha fazla göze çarpmasına sebep olmuş olabilir.
Bakalım yapay zeka devriminde neler olacak, ve daha da önemlisi artan nüfusuyla ve uzun çalışma saatleriyle Çin bu yeni düzende nasıl bir rol alacak?